             |
|
| |
(Bölüm 6 üzerine – Seda Röder CD)
Manav, her eserinde olduğu gibi dinleyeni meraklandırmayı iyi biliyor. Burada bizi 19. yüzyıl İstanbul’una, Hacı Arif Bey’in ses dünyasına taşıyor besteci. Piyanodan mikrotonal sesler elde edebilmek, Uşşak, Neva, Hüzzam gibi makamları aslına uyguna yakın duyurabilmek için çalgının tiz seslerinin akordu ile oynamayı öngörüyor. Eser, dinleyeni geçmişin dingin, tefekkür alemine doğru bir gezintiye götürmekte.
Kuşağının en verimli bestecilerinden biri sayılan Manav’ın da pek çok ödülü var ve eserleri hem yurt dışında hem de yurt içinde seslendirilen şanslı bestecilerimizden biri.
Filiz Ali
http://filizali.blogspot.com, 18 Ekim 2011 |
| |
(Bölüm 6 üzerine – Seda Röder CD)
Çağdaş Türk piyano müziği çok geniş bir kapsam oluşturan beş erkek ve bir hanım besteci tarafından temsil ediliyor. Örneğin, Özkan Manav’ın Bölüm 6’sında arabeskler ve incelikle işlenmiş bir nabız tınlarken...
Christiane Tewinkel
Frankfurter Allgemeine Zeitung, 30 Nisan 2011 |
| |
(Güvercinler üzerine – “İstanbul’un Ses Telleri”, Kalan CD 513)
Kayıttaki bestelerden en güzeli, açılış parçası olan Özkan Manav’ın Güvercinler’i. Hayranlık duyulacak bir çağdaş Türk yapıtı. Girişteki fikrin tüm eser boyunca yinelenişiyle ulaşılan bütünlük hissi fevkalade. Elindeki materyali çok ekonomik bir şekilde kullanmış.
Feyzi Erçin
Andante, Ocak 2011, sayı 54 |
| |
(Güvercinler üzerine)
Özkan Manav ve Barış Perker’in parçaları özellikle çalgının geniş ses kapsamını ve parıltısını sergiledi. Perker’in Yedi Resimle İstanbul’u zengin tınılıydı ve Manav’ın yüksek enerjili Güvercinler’i arpın yeteneklerinden bütünüyle yararlandı.
Alexandra Ivanoff
Today’s Zaman, 5 Ocak 2011
|
| |
Solo çalgılar ve piyanoya verdiği önem, yerel ve geleneksel türlere çağdaş yorum ve soyutlamalarla olumlu yaklaşımı, akademik bakışını dinlenebilir nitelikte yazıya dökmesi, bu türdeki üretimini 2010 yılı içinde solo arp için yazdığı, kanun, ud ve gitar tınılarının da arptan başarıyla yansıtılmasını sağladığı Güvercinler başlıklı eseriyle taçlandırması nedeniyle.
Andante, Nisan 2011, sayı 57
Donizetti 2011 – Yılın Bestecisi Ödülü adaylığı |
| |
(Laçin üzerine)
Özkan Manav’ın Laçin’i, yoğun bir rapsodik deneyim yaşatmak için bir Türk ezgisinden yararlanıyordu. Keman ve çelloda parçalı cümlecikler, piyanoda ise birleştirici lif işlevi gören tam gelişmiş eşlik figürleri kullanılmıştı. Akıldan çıkmaz güzellikteki parça gizemli bir son pizzicato ile bitti.
Alexandra Ivanoff
Today’s Zaman, 24 Kasım 2011
|
| |
(Laçin üzerine)
İkinci eser, Özkan Manav'ın “Laçin” op.18’i. Üçlü için özel yazılmış, orijinal bir eser. Uzun yıllar dış ülkelerde kaldığımızdan, 1970’lerden sonra ülkede bestecilerimizin sayısı ve değeri nedir bilmiyorduk. Hatta bazı Atatürk Türkiyesi’nin mezar kazıcıları rolünü üstlenmiş sefil kişiler “artık ülkede besteci yok, devrimler durakladı” diye konuşuyorlardı. Ülkeye döndüğümüzde gerçeğin bunun tam tersi olduğunu gördük.
İşte, 1960'lı yıllarda doğan kuşaktan değerli bir başka besteci, Özkan Manav. Üçlüsünde en çok dikkati çeken, yazının berraklığı ve bunun yanında daima bir renk arayışı içinde oluşu. Bu renkli arayışlar içinde gene Anadolu kokan bir eser. Özkan Manav'ı tebrik ederiz.
Halûk Tarcan
http://www.muzikoloji.org/yazi/yazi_goster_uye.asp?yazi_id=682
Mayıs 2011 |
| |
(Sforzando’lar üzerine)
Ali Özkan Manav ise Sforzando’lar adlı yapıtına başka bir şey yerleştirmiş, bir şaka. Birçok yarışmada katılanların adlarının gizli tutulmasına duyarlıkla önem verilir ya, o da adını mors alfabesiyle bestesine koymuş. Yine de kompozisyonu [Alberto] Colla’nın Passacaglia’sına oranla daha kesin sınırlara ve daha ciddi bir üsluba sahip. Ancak bu yapıtta da zamanın nasıl geçtiğini farketmiyor insan – müziği biçimlendiren tremolo’ların ısrarla kullanılması ve çelestayla yaylı çalgılar arasında tını yoluyla kurulan diyaloglar. Bir de trompetlerle bir sürü, evet bir sürü vurmalı çalgı arasında.
Otuzlu yaşlarındaki bu iki bestecinin yapıtlarına verilen bir yanıt gibi, konser Pierre Boulez’in yetmişli yıllarda bestelediği Rituel in memoriam Bruno Maderna’sı ile sürdü. Sekiz kümeye ayrılmış bir orkestra, tek parça bir kütle oluşturmayıp, bilinçli kurulmuş karşıtlıklarla incelikle işlenmiş bir tablo çiziyordu. Manav’ın Sforzando’lar’da sessizliği bestelemesi gibi, Boulez de partisyon sayfalarının çevrilmesiyle yapıyordu aynı şeyi. Yine de ilk kez seslendirilen yapıtların verdiği zevk bir başkaydı.
Egbert Tholl
Süddeutsche Zeitung, 12 Ekim 1999
Almancadan çeviren: Aylin Aykan |
| |
|
| |
(Sforzando’lar üzerine)
Manav’ın imzasını taşıyan Sforzando’lar kesişen, üst üste binen ve gittikçe yoğunlaşarak, tınılardan oluşan anıtsal yapılar yaratan vurgularla inşa edilen bir süreçti.
Bavyera Radyosu Senfoni Orkestrası’nın uzun bir aradan sonra çağdaş müziğe en sonunda böylesine gözden ve kulaktan kaçmayacak bir coşku ve çabayla yönelmiş olmasını orkestra şefi Lucas Vis’in onu bu denli güvenle yönetmesine mi borçluyuz? Nitekim, Herkulessaal’da besteler ve yorumları birbirini her an en üst düzeyde dengelediler.
Rüdiger Schwarz
Abendzeitung München, 12 Ekim 1999
Almancadan çeviren: Aylin Aykan |
| |
|
| |
(Andante Lugubre üzerine)
… salkımlar, her partinin değişik notalar çalmaya yönelmesiyle bir oluşup, bir yitiyor. Ezgisel bir öğe prova sayısı 21’de, birinci trombonda geliyor; buradan itibaren başlayan yaylılardaki uzayan sesler ve sonra, üflemelilerdeki uzayan sesler parçanın bitimini destekliyor. En son on iki ölçüde iki flütün hemen hemen tamamen yalnız başlarına uzayan sesleri, bu cehennemsel blok yazısından kurtuluşu müjdeliyor.
Cüretkâr bir çalışma. Bir öğrenci aşırılığı, ama helal olsun! Boston’daki üç yıl boyunca, kompozitör bu aşırılığın nasıl yenir yutulur, dengeli bir doza kavuşturulabileceğini araştırmış.
Ahmet Yürür
Özkan Manav’ın doçentlik dosyasına ilişkin rapordan alıntı
29 Kasım 2000 |
| |
|
| |
(Portamento lento üzerine)
Manav’ın yapıtı her şeyden önce, Türk halk müziğinin ince tınılı öğelerini çağdaş kompozisyon teknikleriyle etkili bir biçimde birleştirebildiği için jüri üyelerince övülmüştü. 60 yıl önce yazılan Erkin’in dans rapsodisiyle karşılaştırıldığında, folklorik öğelerin ilişkisi burada gerçekten bambaşka bir niteliğe ulaşmış; yüzeysel bir çekicilik olarak değil, özellikle sanatkârca işlenmiş. Ses renklerinin, armoni ve ritimlerinin yanardönerliğiyle bu bir bölümlük yapıt, fantezi dolu bir biçimde, ağırbaşlı bir tempoda yürüyor. Bir flüt ezgisi ya da daha uzun bir trompet sinyali olarak ortaya çıkan belirgin motif, parçanın formunu dinamik doruk noktalarıyla biçimlendiriyor. Müziğin dokunaklı etkisi elbette Azerbaycan kökenli şef Ramiz Malik Aslanov yönetimindeki orkestranın tınısal açıdan çok ayırt edici çalışından da kaynaklandı.
Bernhard Hartmann
General-Anzeiger (Bonn), 17 Eylül 2002
Almancadan çeviren: Ece Demirci
yazının tümü |
| |
|
| |
(Portamento lento üzerine)
Özkan Manav’ın Alman Radyo Televizyonu’nun ısmarlaması üzerine bestelediği Portamento lento adlı orkestra parçası biraz ağırbaşlı yazılmış jestlerle, Anadolu halk müziğini yalnızca alıntı olarak değil, özellikle deyimli renklendirmelerle içine katıyordu.
İstanbul Devlet Konservatuvarı Orkestrası’nın bir CD kaydı için seslendirdiği yapıt renkli, dahası kendine özgü, kimi kez de tını açısından hafif tek renkli. Yine de bu, son kez kalmaması gereken ilginç ve aydınlatıcı bir karşılaşma.
|
| |
Gerhard Rohde
nmz (Neue Musikzeitung), Kasım 2002
Almancadan çeviren: Ece Demirci |
| |
|
| |
(Beş Klarnet için Dört Parça üzerine)
[Yorumcuların] Bartók’un Romen Dansları’nı ele alışı, üflemeli düzenlemesi olarak olağanüstü iyi bir sonuç vermişti ve Özkan Manav’ın modern Türk yapıtında ilgi çekecek bolca öğe vardı.
David Wilkins
internet yazısı (sayfa kaldırılmıştır)
25 Temmuz 2004 |
| |
|
| |
(Bölüm 5 üzerine)
Her birisi kendi yaratıcılık alanıyla beslendiği bilgiyi birleştirmiş, kendine özgü bir deyişin arayışı içindeki bestelerdi. Ancak programın akışı içinde arayışını bulmuş, buluşlarını yansıtmaya çalışan bestecimiz Özkan Manav’ın bir piyano yapıtını dinlemek konserin doruk noktası oldu. 2006 yılında bestelenmiş, piyano için Bölüm 5 başlığını taşıyan bu yapıt 21. yüzyılda yaşayan bir sanatçının kimliğini sergiliyordu. Yirminci yüzyılın tırmanışında müziğin geçirdiği yolculuğun birçok kavşağını izleyebiliyordunuz satır aralarında. Yeni ses renkleri arayışına tanık oluyordunuz. Fransız besteci Messiaen’da duyduğumuz sesin ileriye doğru yol almasından çok derine inen çizgileri içinde sürpriz olarak Türk müziğinin makamsal yapısı da inceden inceye işleniyordu. Piyanisti epey zorlayan bu çalışmada doğusuyla batısıyla çağın bütünleşmesi sergileniyordu. Yapıtı seslendiren piyanist Metin Ülkü’nün de katkısını unutmamak gerek.
Evin İlyasoğlu
Cumhuriyet, 30 Mayıs 2007 |
| |
|
| |
(Saygun’la Yüz Yüze üzerine – Kalan CD 399)
CD’ye adını veren, Özkan Manav’ın (1967) Saygun’la Yüz Yüze: Töresel Musiki’den Beş Parça Üzerine Çoğaltmalar adlı, solo keman için yazılmış eseriydi. Manav, bunu 2005’te bestelemiş ve Özyürek’in adına sunmuştu. Beş bölümden oluşan yapıtta besteci, hocası Saygun’un Töresel Musiki adlı kitabından seçtiği beş parçadan yola çıkıyor ve bambaşka yollara giriyordu. Hatta bence boynuz kulağı geçiyor, geleneksel malzemeyi kullanımda öğrencinin kimi zaman ustasından daha mahir olduğu sonucuna varılıyordu.
Filiz Ali
Milliyet, 26 Kasım 2007 |
| |
|
| |
(Saygun’la Yüz Yüze üzerine – Kalan CD 399)
Manav, orkestral yapıtları ve piyano için “Bölümler”de kullandığı etkileyici, uzun soluklu dramatik söyleminden – özellikle kadans noktalarındaki yoğunluklu etkiden – bu beş küçük parçada feragat ederek, çok daha yalın bir anlatıma yöneliyor ve bu yeni anlatım biçiminde de aynı etkileyiciliği sürdürüyor.
Saygun’un “Töresel Musiki”ye opus numarası (op. 40) vermiş olması, “Töresel Musiki”yi – bir solfej ders kitabından öte – bir yapıt olarak konumladığının göstergesi. Manav’ın “Töresel Musiki”yi bu şekilde ele alması/değerlendirmesi, “Töresel Musiki”nin çalgısal müzikte kullanımının yolunu açması bakımından da ayrıca önem taşıyor.
Zeynep Gülçin Özkişi
Andante, Şubat–Mart 2008, sayı 32 |
| |
|
| |
(Senfonik Danslar üzerine – “Üç Çagdaş Besteci”, Kalan CD 450)
Özkan Manav'ın 2000 yılında tamamladığı ve bence Manav'ın ilerde başeserleri arasında sayılacak olan 7 vurmalı çalgıcı için “Senfonik Danslar” adlı yapıtını John H. Beck yönetimindeki Eastman Müzik Okulu Vurmalılar Topluluğu müthiş bir dinamizm ile yorumlamış.
Filiz Ali
Milliyet, 17 Ağustos 2008 |
| |
|
| |
(Senfonik Danslar üzerine – “Üç Çagdaş Besteci”, Kalan CD 450)
Üç bölümde verilen beş dansta Afro-Amerikan-Latin ritimleri yanında 9/4'lük Ege, 9/8'lik Balkan aksak ölçülerine kadar içerdiği geniş yelpaze sizi yanıltmasın. Kulakları monoritmik eğlence müziğine alışık olanlar için değil bu danslar! Yer yer son derece komplike poliritmik bir çizgide, geleneksel ile avantgarde müzik yaklaşımları arasında gidip gelen, vurmalı sazların etki gücünden yararlanan, sağlam ve akışkan bütünlüğe sahip bir yapıt.
Kemal Küçük
Milliyet Sanat, Eylül 2008, sayı 594 |
| |
|
| |
(Bölümler üzerine - “Üç Çağdaş Besteci”, Kalan CD 450)
Bestecinin, Sforzando’lar ve Sinfonietta isimli yapıtlarında olduğu gibi, muhtemelen çağrışımsal ek anlamlar yüklememek (göstergenin simgesellik düzeyini en aza indirmek) düşüncesiyle, serinin beş yapıtını da aynı başlık altında isimlendirip, kronolojik olarak numaralandırdığı görülür.
Zeynep Gülçin Özkişi
Orkestra, Ocak 2009, sayı 401 |
| |
|
| |
(Bölüm 1 üzerine - “Üç Çağdaş Besteci”, Kalan CD 450)
Müziğin başında sağ elde işitilen devinim - tema değil, belki bir ezgi çekirdeği - sol eldeki akor merkezli ve seyrek olan dengeleyici motiflerin katılımıyla, yapıtın ana ezgisi olmaktan çıkar ve bir ostinato/continuum olarak da adlandırılabilecek sürekli bir taban oluşturur. Müziğe asıl karakteri veren ve yapıtın ‘şarkısını’ duyuran ise, tonal, atonal ve modal hızlı etki değişimleri ile parçalı bir yapı oluşturan, sol elin seyrek dokulu partisidir. Bu parti, sağ elde sürekli tekrar edip meditatif biçimde devinerek minimalist bir etki yaratan ‘durağanlığı’ kırar. Böylece, sağ ve sol el arasındaki devinim-durağanlık ilişkisi, ritmik hareketlilik değilse de etkisel hareketlilik bakımından rol değiştirir: Sağ elde susmadan, sürekli devinen ancak değişimin minimumda tutulduğu sık dokulu bir durağanlık; sol elde ise, seyrek dokulu yapısından kaynaklanan bir durağanlığın yanında, hızlı etki değişimleri yoluyla sağlanan sürekli bir devinim. Sol eldeki hızlı etki değişimleri parçalı bir yapı oluşmasına neden olurken, sağ elde en başta duyulan ve devinen çekirdek, bu parçalılığı bir bakıma sabitleyip, bütünlüğü korur.
Zeynep Gülçin Özkişi
Orkestra, Ocak 2009, sayı 401 |
| |
|
| |
(Bölüm 5 üzerine - “Üç Çağdaş Besteci”, Kalan CD 450)
... ‘kentsel makamsal’ etkinin değişerek ‘kırsal makamsal’ bir söyleme - belki bir uzun havaya - dönüşmesini sağlar. Bu söylem dönüşümü, kırsal makam müziğinde sıklıkla kullanılan Hüseyni ailesine ait olan Beyâti ve Neva gibi makamların seyir özelliklerinden biri olan ‘aynı ses üzerinde duyurulan ısrarlı ses yinelemeleri’ yoluyla oluşur. (...) Besteci makamsal ve atonal diye ayırdığımız etkileri, ustalıklı bir soyutlama ile iç içe geçirir ve farklı iki etki arasındaki bu iç içe geçme fark edilemez hale gelir. (...) Yapıt, önce çan sesini anımsatan Sol sesi ve hemen ardından ona katılan La bemol sesinin pedal kullanılarak birlikte uzamaları ile çok alçak sesle sonlanır.
Zeynep Gülçin Özkişi
Orkestra, Ocak 2009, sayı 401 |
| |
|
|